CanfezaUpdated at Jun 27, 2026, 07:28
***
“Ben birini seviyorum,” dedi, lafı dolandırmak istemedi daha fazla Kerem.
“Yaa kim peki, biz tanıyor muyuz?” dedi Canfeza rahatlamış soluğunu bırakırken. Kerem'in yanına mezarın mermerine oturdu.
“Yakın, hem de yakından tanıdığın biri. Öyle seviyorum ki onu... Kelimeler kifayetsiz kalıyor.” Kerem konuşurken nereye bakacağını bilemedi, bir yandan da titreyen ellerini saklamaya çalışıyordu.
“Ee, ona da söylesene. Neden bu kadar tedirginsin? Ya da çok mu uzakta?”
Canfeza rahatlamış olmanın gevşekliği ile elini, bakışları yerde olan Kerem'in omzuna koydu. Kerem bu dokunuşla sonunda başını kaldırıp içinde kaybolduğu elalara baktı. İçindeki yeşil noktalara bakarken nefesi kesildi.
"Uzakta değil Canfeza,” deyip cesaretle elini tuttu. “O zaten çok yakınımda, tam karşımda…” dedi.
Omzunda olan Canfeza'nın elini tutup kalbinin üzerine getirdi. Canfeza biraz kendine gelse eline vuran kalbin heyecanını anlardı belki ama şu an kafasında Uğur’un ithamları ve karşısındaki adamın onu doğrulayan sözleri vardı.
“A-abi…” dedi. Kerem’in gözü seyirdi. "Yemin ederim sana abi olan Kerem'i yatırıp kaldırıp s*ksinler emi!" diye geçirdi içinden. O "aşığım" diyordu, karşısındaki kız hâlâ "abi" diyor.
Elini daha sıkı tutup kendisine çekti. Bir kere açmıştı bu yolu, durmak istemedi; ikna etmek istedi. "Sende beni sev ama abin olarak değil," demek istedi.
“Seni çok seviyorum Canfeza,” diye biraz daha yüksek sesle söyledi bu sefer.
Canfeza ellerini çekti, ayağa kalkıp bir adım geri gitti. O an Kerem'in bütün umutları yerle bir oldu, başından sanki kaynar sular döküldü. Bakışları kırgındı karşısındaki kızın… Yüreği sıkıştı.
“Be-ben… Yani… Sen benim abimsin. Bu çok yanlış,” derken birkaç adım daha geriye gitti.
“Yapma Canfeza! Kan bağımız yok abin olmaya da can bağım sana çok farklı. Kendimi bildim bileli sevdim seni. Bir kere bacım, kardeşim demedim,” diye gerçekleri haykırdı Kerem; yüreği yanıyordu. Yıllarca bir kere kardeşim dememişti. Canfeza'nın bir şeyleri anlamış olmasını istedi içten içe.
“Ben… Olmaz…” dedi Canfeza birkaç adım daha gerilerken. İçinde verdiği savaş kendineydi aslında, haberi yoktu.
“Neyi olmaz? Yanlış olan ne? Sevmenin nesi yanlış?” Kerem artık haykırmaktan alamadı kendini. Ne olmuştu böyle kaçacak? Canfeza ona sanki bir çöpmüş gibi bakıyordu. O kadar mı imkansızdı yani? O kadar mı aşkına karşılık tek bir kırıntı olamazdı?
Gözünden yaş süzüldü yanağına Canfeza'nın. Uzanıp silmek istedi Kerem, engel oldu.
“Dokunma bana!”
“Yapma Canfeza. Seviyorum seni, aşığım.”
“Ben senin kardeşindim hani!” diye bu yaşadığının kabus olmasını istedi. Sözleri sayıklar gibi çıkıyordu. Sanki her an Uğur bir yerden çıkıp gülecek, "Ben sana dedim ama anlamadın," diyecek diye bekledi.
“Değilsin. Sen. Benim. Kardeşim falan değilsin. Elif, Cemre, Aybige; hepsi kardeşim, bacım ama sen değilsin!” diye bağırdı Kerem son nefesine kadar. Sesi yüksekti, elini kalbine vura vura haykırdı.
Canfeza o sinema salonunda yaşadığı olayın karanlığına çekiliyordu sanki; başını iki yana sallayıp unutmak istedi. Kerem'in yanından öylece çekip gitti. Dönüp bakmadı bile arkasında bıraktığı enkaza…