Karanlığın ve tutkunun sınırlarını zorlamayı seven, kalemini duyguların derinliğiyle besleyen bir yazarım. Şu an üzerinde çalıştığım 'Gecenin Alazı' serüveninde, okurlarımı gizem dolu bir intikam hikayesine davet ediyorum.
Not: Hikayemin kurgusu neredeyse tamamlanmış olup, ilk 35 bölümü yayınlanmaya hazır haldedir. Her gün düzenli güncellemelerle Alaz ve Gece'nin dünyasını birlikte keşfedeceğiz. Takipte kalın!"
Inst: yazar.angel
Kan davası yeniden alevlenirse onlarca insan ölecekti; bunu durdurmanın tek yolu olarak beni düşman aşiretin ağasına verdiler. Bir gecede kaderim elimden alındı ve ailemin kızı olmaktan çıkıp düşmanımın karısı oldum.Ben Nare Aslan…O ise Devran Beritan.Bu evlilik ne benim seçimimdi ne de onun.Urfa’nın en güçlü aşiretlerinden ikisi yıllardır birbirine kan kustururken, barışın bedeli ben oldum.Devran Beritan’ın adını duymayan yoktu.Sertti.Acımasızdı.Ve kalbinin merhamete kapalı olduğu söylenirdi.Onunla aynı çatı altında yaşamaya mahkûm edilirken nefret etmeyi bekliyordum.Ama bilmediğim şey, iki aşiretin arasında saklanan sırların hayatımızı geri dönülmez şekilde değiştireceğiydi.Bazı evlilikler aşkla başlamaz.Bazıları kanla yazılır.
Dün gece yağmur yağdı.
Islanmak, sokakta yaşayan biri için sadece ıslanmak değildir;
günlerce kurumayacak bir kemik ağrısı, ağırlaşan bir beden ve sabaha çıkıp çıkamayacağını bilmeden gözlerini kapatmaktır.
İnsanlar güzelliklerin ancak korunursa yaşayabileceğine inanır.
Ama hayat çoğu zaman en güzel çiçekleri toprağa değil, çatlamış kaldırımların arasına bırakır.
Onları yağmur büyütür.
Soğuk büyütür.
Yalnızlık büyütür.
Bu, bir gecede her şeyini kaybeden bir kızın hikâyesi değil sadece.
Bu; sevdiklerinin mezarına gözyaşı yerine öfke bırakan, her kaybıyla biraz daha değişen, kırıldıkça keskinleşen bir ruhun hikâyesi.
Çünkü bazı insanlar düşmez.
İtilir.
Ve bazı çiçekler koparıldığında ölmez.
Daha derine kök salar.
Bu, Lara Aksoy’un hikâyesi.
Ya da sokakların ona verdiği yeni adıyla…
KALDIRIM ÇİÇEĞİ
"Bana bakma Gece," dedi Alaz sessizce. "Çünkü baktığın yerde sadece kendi yıkımını göreceksin."Alaz Karahan için hayat, on yıl önce bir yangınla durmuştu. Şimdi o yangının küllerini, düşmanının kızının üzerine savurmaya geliyordu. Sessizdi, acımasızdı ve her kelimesi bir infazdı.Gece Saygın, babasının günahlarından örülmüş bir kafese hapsedildiğinde, celladının gözlerinde kendi sonunu değil, bir enkazı gördü. Alaz’ın sessiz duvarlarına çarpan her çığlığı, nefretin en koyu halini bir çıkmaza bulayacaktı.İki isim, tek bir kader: Biri karanlıkta kalmaya, diğeri o karanlığı yakmaya yeminli.