Story By Yazar_dodo
author-avatar

Yazar_dodo

ABOUTquote
Yazıyor……………..…………… 👩🏻‍💻✍🏻 Mutluluk her zaman vardır...En karanlık anlarınız da bile... Yeter ki ışığı açmayı unutmayın... 🤍🕯️ İnsta: ( @yazardodo)🌻 👇🏻👇🏻👇🏻👇🏻👇🏻👇🏻👇🏻👇🏻👇🏻👇🏻👇🏻👇🏻👇🏻👇🏻👇🏻👇🏻👇🏻
bc
AĞANIN YANGINI YAZGÜL
Updated at Oct 22, 2026, 14:54
"Bir ailenin kaderi kaç paraydı? Bir babanın kumar masasına fırlattığı birkaç banknot mu, yoksa bir genç kızın ömrü boyunca giymek zorunda kaldığı o kanlı diyet gömleği mi?" "Çukurova’nın beyaz pamuğu, lüks konakların yastıklarını doldururken, bizim payımıza sadece o tarlaların çamuru ve bitmek bilmeyen çilesi düşmüştü." Ben Yazgül. Beş kardeşin tam ortasında, hayatın tam da burasında sıkışıp kalmış bir maraba kızı. Bizi hiçbir zaman evladı gibi sarmayan, hep iten kalkan, sevgisini bizden esirgeyen sert ve mesafeli bir ananın, dünyayı umursamayan, Aladağ’dan serin, aldığı tüm parayı pavyon köşelerinde, kumar masalarında çarçur eden bir babanın kızıyım. Biz beş kardeşten geriye kalanlardık... En büyüğümüz, aklı bir çocuk gibi noksan, dünyadan habersiz masum abim. En küçüklerimiz, gözlerinin içine bakarken içimin titrediği can parçalarım. Henüz on yaşımdayken o narenciye bahçesinde toprağa gömdüğümüz, ölümüyle bizi o uğursuz konağın kapısına köle eden küçük abim... Karaaslan Konağı... Yıllarca o konağın gölgesinde, herkesin fısıldadığı ama kimsenin yüksek sesle konuşmaya cesaret edemediği dedikodularla büyüdüm. İçlerinde biri vardı ki... Etrafımızdaki herkes tarafından itilirken, çözemediğim bir vicdan azabı taşıyan o genç ağa Sargan Karaaslan... Bense o konağın Ankara'da okumuş maraba kızı Yazgül... Beni kurtarmak için mi yoksa kendi cehennemine hapsetmek için mi bu karlı kış gününde Ankara'ya kadar geldiğini bilmediğim o adamın arabasına binerken, Çukurova’nın en büyük günahına doğru yol alıyordum. Bazı sırlar sonsuza kadar gömülü kalmaz... Ve o sırlar bir gün uyandığında, Çukurova’yı ne yağan karlar ne de dökülen yaşlar kurtarabilir... Küllerinden doğacak tek bir şey kalır geriye: "AĞANIN BÜYÜK YANGINI"
like
bc
SAPLANTININ ANATOMİSİ
Updated at Oct 22, 2026, 12:39
🔗🔗🔗🔗🔗🔗🔗🔗🔗🔗🔗🔗🔗🔗🔗🔗🔗 “ŞEHVETİN ANATOMİSİ” kitabımın devamı niteliğindedir. 2.Kitaptır ‼️ İlk kitaptan bağımsız olarak okunabilir ❣️ ❌⭕️❌⭕️❌⭕️❌⭕️❌⭕️❌⭕️❌⭕️❌⭕️❌ 🚨Rahatsız edici derecede, saplantı ve cinsel içerik barındırır ‼️ 🔞🔞🔞🔞🔞 🔞🔞🔞🔞🔞🔞🔞🔞🔞🔞🔞🔞 Emanet edildiği o evden, henüz on beş yaşındayken İtalya’daki öz dayısının yanına gitmek zorunda kalan sessiz bir çocuk...Ve arkasında bıraktığı, ruhunun en koyu, en tehlikeli tonu. Aynı çatı altında, zorunlu bir maskeyle büyümüşlerdi. Ama o maske, İtalya’nın karanlık sokaklarında parçalanmak için gün sayıyordu. Yıllar sonra Belis, yüksek lisans için onun krallığına adım attığında, babasının "Ona emanetsin" sözünü güvenli bir sığınak sandı. Büyük bir yanılgıydı. Çünkü kuralları parmağında oynatan o acımasız ceza avukatı, aralarındaki tüm bağları çoktan kendi hukukuyla koparmıştı. Belis İtalya'da özgür olduğunu, başını soktuğu belalardan şans eseri kurtulduğunu sanırken; aslında etrafındaki tüm belaları sessizce yok eden bir gölgenin avucundaydı. Arslan ve Kadife’nin şehvetle kurduğu o korunaklı dünya, şimdi kendi yetiştirdikleri o çocuğun en karanlık saplantısıyla sarsılmak üzereydi. ⛔️⛔️⛔️⛔️⛔️⛔️⛔️⛔️⛔️⛔️⛔️⛔️⛔️⛔️⛔️⛔️ "Biz hiçbir zaman kardeş olmadık Belis. Sen sadece, benim senin için inşa ettiğim o kafesin içindeki en güzel şeysin . Ve bu davada kaçışın yok."
like
bc
S*X’İN ANATOMİSİ
Updated at Oct 17, 2026, 18:50
Lev Baran Demir, başkalarının hayatını kontrol etmeye alışkındı.Ta ki kendi bedeni ona itaat etmeyi bırakana kadar.Rus bir anneyle Diyarbakırlı bir babanın oğlu olan Lev, karanlık işlerin içinde büyümüş, gücünü sessizliğinden, otoritesini ise kimsenin sorgulamaya cesaret edemediği kararlarından almıştı. Fakat kimsenin bilmediği bir sırrı vardı… Yatak odasında, bedeninin kontrolünü kaybetmişti.Peri, cinsellik ve beden sağlığı konusunda uzman bir doktordu. İnsanların en mahrem korkularını dinlemeye alışkındı ama karşısındaki adamın bakışlarında gördüğü şey sıradan bir utanç değildi. Lev yardım istemeye değil, sorunun cevabını zorla almaya gelmiş gibiydi.Muayene sırasında yaşanan beklenmedik bir an, ikisinin de kurallarını sarstı. Lev bunu bir işaret sandı. Peri ise tek bir bedensel tepkinin hiçbir şeyi kanıtlamadığını biliyordu.Biri her şeyi kontrol etmek istiyor.Diğeri bedenin bile bazen kendi bildiğini okuduğunu biliyor.Lev’in sırrı ortaya çıkarsa yalnızca itibarı değil, kurduğu karanlık düzen de çatlayabilir. Peri ise ona yaklaşmanın bedelini henüz bilmiyor.Bazı düğümler çözülmek için değil, iplerin kimin elinde olduğunu göstermek için atılır.
like
bc
ŞEHVETİN ANATOMİSİ
Updated at Oct 16, 2026, 08:34
Kendi halimde bir genç kızdım. Yürüdüğüm yolda ideallerim varken, nereden bilebilirdim böyle olacağını... Ben Kadife , adımı babaannem koymuş... Doğduğum gün, odadaki herkesin yüreğine dokunan sıcacık bir yumuşaklık getirmişim. Babaannem beni kucağına ilk aldığında, gözlerimin içine bakıp parmaklarımı sevmiş. Anneme dönüp, "Bu kızın teni de, huyu da, ömrü de kadife gibi zarif olsun" demiş. Onun anlattığına göre, bu ismin arkasında kökleri eskiye dayanan şöyle güzel bir hikaye var: Babaannem gençliğinde terzilik yaparmış. Elinden en zor, en nazlı kumaşlar bile su gibi akar gidermiş. Bir kış gecesi, dışarıda göz gözü görmez bir fırtına varken kapısı çalınmış. Gelen, köyün uzak yamacında yaşayan ve o dondurucu soğukta doğum yapmak üzere olan gencecik bir kadınmış. Babaannem kadını hemen içeri almış, ocağı yakmış ve sabaha kadar ona yoldaşlık ederek bebeğin sağlıkla dünyaya gelmesini sağlamış. Doğumdan sonra minik bebeği saracak sıcak bir örtü aramışlar, babaannem hiç düşünmeden çeyiz sandığına koşmuş. Sandığın en dibinde, yıllardır gözü gibi koruduğu, dokunmaya bile kıyamadığı zümrüt yeşili, sıcacık bir kadife kumaş varmış. O kumaşı çıkarıp bebeğe sarmışlar. Bebek, o yumuşacık dokunun içinde ağlamayı kesip huzurla uyuyakalmış. Babaannem o geceden sonra kadifeyi sadece bir kumaş olarak değil; Zor zamanlarda gelen sıcaklık, sabır ve asalet olarak görmüş. Yıllar sonra ben doğduğumda, fırtınalı bir günün ardından güneşin açması gibi aileye bir neşe getirmişim. Kundaklandığım an ellerimi tutup, "Bu çocuk o kış gecesi hayatı güzelleştiren o kutsal kumaş gibi, dokunduğu her kalbi ısıtacak" diyerek adımı Kadife koymuş... Şimdi ise tıp fakültesini dereceyle bitiren ben, rahmetli babaannemin doğup büyüdüğü kasaba da ve adının verildiği sağlık ocağında kasaba doktoruyum... Yani doktoruydum...
like
bc
REYNA'YA HOŞ GELDİNİZ
Updated at Jul 15, 2026, 08:04
“Reyna’ya hoş geldiniz…” Kapılar ağır ağır açılırken içerideki hava bedenimi ele geçirmiş gibiydi. Bir an için nefesim kesilir gibi oldu; çünkü bu hava sıradan değildi. İçinde hem cazibeyi hem de karanlığı taşıyan bir havaydı. Işıklar yanarken, müzik katlanarak yükseldi, kahkahalar birbirine karışıp , kadife sahne perdeleri sonuna kadar açıldı. Reyna, dışarıdan bakıldığında yalnızca bir eğlence mekânı gibi görünüyordu. Dansözler, şarkıcılar, konsomatrisler… Hepsi sahnede parıldayıp, göz kamaştırıyordu. Ama sahnenin ardında bambaşka bir dünya vardı. Benim bile bilmediğim, bildiğimde ise sustuğum bir dünya. Burada eğlence kanla besleniyordu. Kimse bilemez, kimse fark edemezdi. Çünkü herkes kendi ayağıyla gelmiş, ölmeden önce en karanlık eğlencelerine dalmışlardı. Oysa bütün bunların tek bir nedeni vardı: Gecikmiş olan adaleti sağlamak. Hepsi de ayın özel davetlileriydiler.. Hiç bir şeyden habersiz… Peki neydi onları bu kadar özel kılan şey? Paraları mı? Mevkileri mi? Yoksa adaletin göz ardı ettiği davaları mı? Eğlencenin zirvesinde olduklarını sanan bu insanlar, aslında kendi yok ettikleri hayatların yankısıyla çevrilmişlerdi. Reyna, işte bu yankının mekânıydı. Bir sır, bir tuzak, bir mezardı. İçeri giren herkes farkında olmadan büyük bir puzzle ın , son parçası haline geliyordu. *** Ve sen, okurken kendini o kapıdan içeri giriyor gibi hissettiğin anda, eğlence başlayacaktı: “REYNA’YA HOŞ GELDİNİZ…
like
bc
YALANIN KİTABI +18
Updated at Apr 23, 2026, 05:53
Nevşehir’in varlıklı ailelerinden Hozankaya'ların evinde o gün büyük bir şenlik vardı. Gerçi burası bir evden çok, peri bacalarının içine yapılmış görkemli bir konaktı. Hizmetliler ellerinde tatlılar, lokumlar, şerbetlerle bir içeri bir dışarı koştururken, evin en büyüğü Halil Hozankaya balkona çıkmış ve gür sesiyle haykırmıştı: “Duymayan kalmasın! Hozankaya'ların bir oğlu oldu. Tüm şehre yayın: kırk gün kırk gece meydanda yemek vereceğim!” Yaşlı adamın yüzündeki sevinci gören hizmetliler daha da hızlanmış, konağın adamları koşarak etrafa haber salmaya çıkmışlardı. Çünkü Halil Ağa’nın tek evladı olan İbrahim Hozankaya’nın bir oğlu olmuştu. Halil Ağa, eşini İbrahim’i doğurduktan sonra toprağa vermiş, Nevşehir’de dillere destan aşkı Gülsüm’ün üzerine, bir daha kadın eli tutmamıştı. İbrahim büyüyüp evlendiğindeyse yıllarca çocuğu olmamıştı. O zamanın tedavileri sayesinde karısı Berfin hamile kalınca evin suskunluğu yerini neşeye bırakmıştı. İşte o gün bu soylu ailenin tek veliahtı Karahan Hozankaya dünyaya gelmişti. Aynı yıl sürgünler daha verimli, yağmurlar daha bereketli, topraklar daha yeşil oluvermişti. Aradan geçen beş yılın ardından aynı topraklarda Poyrazların yaşadığı skandal baş göstermişti. Hozankaya'ların aile dostları olan Poyraz'ların oğlu Beşir Poyraz, şehirdeki gazinolardan birinde solistlik yapan Alev’e gönlünü kaptırmıştı. Ancak Alev’i Poyraz ailesi şiddetle istememişti. Beşir’i Nevşehir’den Halil Hozankaya’nın yeğeniyle nişanlamışlar, Beşir istemese de annesi ne yapıp edip Beşir olmadan o nişanı yapmıştı. Kısa süre sonra Alev’in hamile olduğunu öğrenen Beşir, ne olursa olsun artık onu bırakmamaya karar vermiş, Alev’in elinden tutup baba evine getirmişti. Ancak Beşir ve Alev’i el ele gören yalnızca ailesi değil, annesinin işgüzarlığıyla nişanlandığı, bir kere bile yüzünü görmediği Hozankaya'ların kızı Zümrüt de görmüştü. Zümrüt, oldu bitti Beşir’e aşıktı. Ama Beşir ona hiçbir zaman o gözle bakmamıştı. Çünkü en yakın dostu İbrahim Hozankaya’nın amcasının kızına yan gözle bakmak Beşir’e yakışmazdı. Gel gelelim annesinin bu emrivaki tavrı her şeyi alt üst etmiş, Beşir’in gözlerindeki aşka annesi karşı gelememiş, Alev’le birbirlerini bu kadar sevdiklerini tahmin etmemişti. Bunun üzerine Hozankaya'ların evine gidip nişanı bozmuş, iki dost ailenin arasının soğumasına neden olmuştu. Aradan aylar geçmiş ve doğum yaklaşmıştı. Alev bir gün sabaha karşı sancıların şiddetiyle uyanmış, Beşir telaşlanıp hastaneye götürmek istese de, Alev o acı ve yetişemeyiz korkusuyla kayınvalidesi Hasret Hanım’ı çağırmasını istemişti. Hasret Hanım telaşla odaya girdiğinde gelininin doğumunun başladığını anlamış, hizmetçilere köyün ebesini çağırmalarını söylemişti. Çok geçmeden elinde çantasıyla konaktan içeri siyah çarşaflı bir kadın girmiş, yüzünde peçesi olan kadına kim olduğu sorulduğunda, ebenin rahatsız olduğunu ve onun yerine geldiğini söylemişti. Kadını hızla Alev’in yanına çıkarmışlar, kadın odaya girdiğinde sorgularcasına Beşir ve annesi Hasret Hanım kadına dönmüş, kadın hizmetlilere söylediğinin aynısını tekrar etmişti. Bunun üzerine geri çekilmişlerdi. Peçeli kadın “Dışarı çıkın” deyince Beşir ısrarla kalmak istese de , annesi Hasret Hanım, “Gel oğlum, burada kalman doğru değil” diyerek oğlunu dışarı çıkarmıştı. O sırada Beşir, annesi ve sonradan yetişen ablalarıyla Alev’in kapısında telaşla beklerlerken içeriden gelen çığlık sesleriyle Beşir elini kapıya uzattığında, bu defa ablası onu tutup başını hayır dercesine sallamıştı. Beşir, “Onlarda kadın, bir bildikleri vardır” diye düşünmüş, ısrar etmemişti. Ama içi içini yiyordu. Saatler sonra kapı aralanmıştı. Kara çarşaflı ve peçeli kadının başı yerdeydi, elinde valize benzer çantasıyla öylece duruyordu. Beşir “Ne oldu?” diye bağırdığı halde kadın cevap vermemişti. Beşir bir daha bağırınca kadın kapının önünden kenara çekilmişti. Diğer herkes telaşla içeri koştuklarında Alev kanlar içinde hareketsiz bir şekilde yatıyordu. Beşir gözyaşları içinde Alev’i kucaklayıp dışarı çıkarırken, ablaları ve Hasret Hanım da Beşir’in peşinden koşturmuşlardı. Araca atlayıp Alev’i hastaneye yetiştirmekti Beşir’in amacı. Fakat bilmediği bir şey vardı: uğruna her şeyi karşısına aldığı, aşık olduğu kadın çoktan ölmüştü. Ve annesi çığlık çığlığa arkasından seslenmişti: “Beşir, oğlum… Bebek yok!” ...
like
bc
Aşk Nöbeti
Updated at Dec 2, 2025, 12:03
Bazı aşklar, bir bakışta başlamaz.Bazen nefretle uyanır. Bazen suskunlukla kök salmaya başlar.Almila Karahan—duygularını bir emirle susturmayı öğrenmiş, babasının adını bir yük gibi taşıyan askeri bir öğrenci.Batu Oğuz—aile bağlarından kopuk, kendi ruhuna bile disiplin uygulayamayan, gülümsemesinin arkasında kendini gizleyen biri.Aynı sınıfta, aynı üniformada… ama bambaşka nedenlerle o okulda.Tatbikatlar, içtimalar, yemin törenleri… görünürde eğitim, perde arkasında bir iç hesaplaşma.Ağızdan çıkmamış kelimelerin, tenin hafif dokunuşuyla çözülmesi.Ve ardından gelen sessizlik…🎖 Ama gerçek savaş henüz başlamamıştır.Mezuniyet yaklaşırken bir görev gelir. Ayrı bölgeler, ayrı hayatlar, ayrı idealler.Bir asker her şeye sadık kalabilir mi?Vatanına, ailesine, kendine… ya da kalbine?Aşk Nöbeti, emirle değil, özlemle hareket eden bir hikâye.Her nöbet, bir iç çatışmadır.Ve her adım, biraz daha yaklaşmaktır eski yaraya… Bu hikâyede asıl nöbet neye karşı tutuluyor? Vatan mı, kalp mi, geçmiş mi, yoksa söylenmemiş bir sır mı?
like
bc
KARANLIKLA DANS:[KRALIN KANI] ⚔️
Updated at Nov 11, 2025, 04:13
Beni yetimhaneye bıraktıklarında adımı bile bilmiyordum. Sadece bir kelime söylediler: Savaş. O günden sonra hep adımın hakkını verdim. Önce polis oldum, sonra yeraltına düştüm. Adaletin kanunlarda değil, güçte saklı olduğunu öğrendim. İstanbul’un yeraltı benim adımı korkuyla anarken, üç büyük mafya beni yok etmek için birleşti. Ama onları bekleyen şey ölümden başka bir şey değildi. Hepsini temizledim, ama biri giderken beni ağır yaraladı. O anda, beni sırtında taşıyan tek kişi vardı: Pusat. Akademiden beri kardeşim gibi olan, tüm karanlıklarımı bilen adam. Hayatta kalmam için bir doktora ihtiyacım vardı. İşte yollarımız o zaman kesişti. Doktor Karya. Karya başta nefret etti. Ama beni hayatta tutmak zorundaydı. Zamanla bu nefret yerini başka bir şeye bıraktı—daha tehlikeli, daha yakıcı bir şeye. Ama benim hikâyem sadece bir aşk ya da intikam hikâyesi değil. Yetim olduğumu sanıyordum. Meğer geçmişim, yeraltının en karanlık köşelerinde saklanıyormuş. Gerçek babam kimdi? Beni neden terk etti? Bu savaş, benim doğduğum gün başlamıştı. Ve artık tek bir gerçek var: Ya kazanacağım… ya da her şey benimle birlikte yok olacak…
like
bc
“KURŞUN ❤️‍🔥 KALEM” [+18]
Updated at Jun 28, 2025, 13:45
🔞🔞🔞🔞🔞🔞🔞🔞🔞🔞🔞❗️❗️❗️❗️❗️❗️❗️❗️❗️❗️❗️❗️❗️❗️❗️❗️❗️ ❌❌❌❌❌❌❌❌❌❌❌❌❌❌❌ 💯💯💯💯💯💯💯💯💯💯💯💯💯💯💯 🤍🖤 Bir yanda ölümcül bir mafya dünyasını temsil eden "kurşun", diğer yanda kelimelerin ve yazının gücünü simgeleyen "kalem" var. KURŞUN ➡️ CENGİZHAN HANOĞLU 🖤 KALEM ➡️ DEREN TİRYAKİ🤍 (Kalem mi ? Silah mı?) 🤍 🖤 ❤️‍🔥 "Kelimeler kadar tehlikeli, kurşun kadar ölümcül..." Mavi gözlü güzeller güzeli bir yazar ve karanlık geçmişi olan bir mafya lideri… Onları bir araya getiren, kader mi yoksa intikam mı? Saklanan sırlar ve kanla yazılan bir hikâye. Yazar, kelimeleriyle dünyasını inşa ederken, mafya lideri onu korumak için en büyük savaşını verecek. Ama gerçekler ortaya çıktığında, kim hayatta kalacak?
like